İçeriğe geç

4 temel ahlaki değer nedir ?

Merhabalar! Bismilotoekspertiz olarak “4 temel ahlaki değer nedir” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.

4 temel ahlaki değer nedir? (ve bunu neden sürekli çiğner gibi yapıyoruz?)

Tavsiye Ettiğimiz İçerik: 3 kuşak kim olur ?

Bazı konular var ki, adı çok ciddi durur ama gündelik hayatta en çok da “ya ben bunu yine mi yaptım?” dedirten türdendir. “4 temel ahlaki değer nedir?” sorusu da tam olarak böyle bir şey. Üniversite sınavında karşımıza çıkar, sosyal bilgiler dersinde ezberletilir, ama hayatın içine girince bir bakmışız… hepimiz o değerlerle pazarlık halindeyiz.

Ben İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Kordon’da oturup çay içerken bir yandan hayata dair büyük büyük düşünceler kurup, iki dakika sonra martının biri simit çalınca tüm felsefeyi unutabilen bir insanım. O yüzden bu yazı biraz ders kitabı gibi değil de, Alsancak’ta gece yürüyüşü yaparken arkadaşla yapılan muhabbet gibi olacak.

Ahlak dediğin şey: Ciddiyet mi, yoksa “ben bugün ne kadar düzgünüm testi” mi?

Geçen gün bir arkadaşım dedi ki:

“Abi ahlak dediğin şey çok soyut ya.”

Ben de otomatik cevap verdim:

“Soyut ama sabah 08.30 otobüsüne binerken herkes somut şekilde birbirini eziyor.”

İşte mesele tam burada başlıyor. “4 temel ahlaki değer nedir?” sorusu aslında çok akademik duruyor ama hayatın içinde karşılığı şu: İnsan olmayı ne kadar başarıyoruz?

Ve genelde cevap: “Eh işte…”

4 temel ahlaki değer nedir?

Gelelim işin özüne. Genelde dört temel ahlaki değer şöyle kabul edilir:

1. Dürüstlük

2. Adalet

3. Saygı

4. Sorumluluk

Ama dur… bunları madde madde yazınca çok resmi oldu değil mi? Sanki belediye broşürü.

O yüzden şimdi bunları İzmir sokaklarında test edelim.

Dürüstlük: En çok “bir şey olmadı ya” diyerek ihlal ettiğimiz değer

Dürüstlük teoride çok kolaydır. Yalan söylememek, açık olmak, net olmak…

Pratikte?

Arkadaşın mesaj atar:

“Bugün dışarı çıkıyor muyuz?”

Sen:

“Bakacağım.”

Aslında evdesin, pijama giymişsin, yanında da cips var ve hayatın en ciddi ilişkisi Netflix’le.

İç ses:

“Niye direkt ‘çıkmıyorum’ demiyorsun?”

Ben:

“Abi kırmak istemedim.”

Hayır, kırmıyorsun da… dürüstlüğü hafifçe büküyorsun.

İzmir’de bir kafede oturuyorum diyelim. Garson çay getirdi:

“Demlik mi tek mi?”

Ben:

“Tek.”

Ama içimden:

“Keşke demlik söyleseydim…”

İşte dürüstlük bazen büyük yalanlar değil, küçük pişmanlıklardır.

Ve “4 temel ahlaki değer nedir?” sorusunun en ilk tokadı genelde burada gelir.

Adalet: Herkes için var ama sıra bize gelince biraz esniyor

Adalet deyince herkesin aklına büyük şeyler geliyor: hukuk, eşitlik, hak…

Ama günlük hayatta adalet şu:

Kanka grubunda pizza söylenir.

Herkes:

“Eşit bölelim.”

Sonra senin payına 2 dilim düşer.

Diğer arkadaş:

“Ben açım ya…”

Ve nedense onun açlığı seninkinden daha “öncelikli” olur.

Ben bu durumu bir gün Kıbrıs Şehitleri’nde yürürken düşündüm. İçimden dedim ki:

“Dünyada adalet var mı?”

Sonra bir simitçiye baktım. Martı simidi kaptı. Simitçi koşmadı bile.

Demek ki bazı adaletsizlikler evrensel kabul edilmiş.

“4 temel ahlaki değer nedir?” diye sorunca adalet kısmı en çok burada zorlar bizi. Çünkü adil olmak kolay değil, özellikle de sıra bize gelince.

Saygı: Herkes var ama Wi-Fi gibi bazen çekmiyor

Saygı çok ilginç bir şey. Varlığı kesin ama yoğunluğu ortama göre değişiyor.

Mesela:

Otobüste yaşlı biri biner → herkes bir anda saygılı moduna geçer.

Ama aynı otobüste telefonla yüksek sesle video izleyen biri olur → saygı sistemi çöker.

Ben bir gün otobüste kulaklık takmayı unutmuştum. Telefon çaldı. Bildirim sesi “ZING!”

O an iç ses:

“Bitti… toplum seni yargılıyor.”

Yanımda oturan teyze baktı:

“Gençler…”

Ben:

“Abi bu yanlış anlaşılma…”

Saygı bazen gerçekten yanlış anlaşılmalar zinciridir.

Ve “4 temel ahlaki değer nedir?” sorusunun saygı ayağı şunu öğretir: Başkalarını rahatsız etmemek sadece kural değil, sosyal hayatta hayatta kalma stratejisidir.

Saygı sadece insanlara mı?

Hayır.

İzmir’de martılara bile saygı var.

Çünkü onlar saygı istemiyor, direkt alıyor.

Sorumluluk: En çok “yarın yaparım” dediğimiz kavram

Sorumluluk… işte burada işler biraz karışıyor.

Benim hayatımda sorumluluk ikiye ayrılır:

Acil sorumluluklar (son gün)

“Ben bunu bir ara yaparım” kategorisi

Geçen gün kendime dedim ki:

“Artık daha disiplinli olmalıyım.”

Sonra telefon çaldı, arkadaş:

“Kanka sahile iniyoruz.”

Disiplin:

“Ben yokum.”

Sorumluluk:

“Ben zaten hiç yoktum.”

Ve gittim.

“4 temel ahlaki değer nedir?” diye düşünürken sorumluluk kısmı genelde en çok vicdan muhasebesi yaptıran yer oluyor. Çünkü insan biliyor… yapması gerekiyor ama “şu an değil” diyor.

Gündelik hayatta 4 temel ahlaki değer nedir? sorusunun gerçek testi

Bir gün Alsancak’ta oturuyorum. Yan masada iki kişi konuşuyor:

“Abi dünya çok bozuldu ya…”

Ben içimden:

“Abi sen de masayı devirdin az önce.”

İşte bu yüzden ahlak değerleri teori değil, küçük anlar meselesi.

Küçük sahne 1: Market kasası

Kasiyer yanlışlıkla fazla para üstü verir.

İç ses:

“Kim fark eder ki?”

Ama başka bir ses:

“4 temel ahlaki değer nedir? diye yazı okuyacaktın hani?”

Ve geri verirsin.

Sonra kendini bir anda “iyi insan” sanarsın. Abartma yok ama hafif bir iç gurur var.

Küçük sahne 2: Arkadaş grubu

Bir plan yapılır:

“7’de buluşuyoruz.”

Saat 7:45.

Bir kişi:

“Yoldayım.”

Herkes biliyor ki o “yoldayım” aslında “duş alıyorum”.

İşte dürüstlük, sorumluluk ve saygı aynı anda küçük bir kriz yaşar.

Küçük sahne 3: Kendi iç muhasebem

Gece 2.

Ben:

“Hayatımı düzene sokacağım.”

Sabah 10.

Ben:

“Bir 5 dakika daha…”

Ve böylece sorumluluk yine kayar gider.

Ahlak dediğin şey büyük sözler değil, küçük seçimlerdir

Şunu fark ettim: “4 temel ahlaki değer nedir?” sorusu aslında sınav sorusu değil, günlük karar testi.

Dürüst müsün?

Adil misin?

Saygılı mısın?

Sorumlu musun?

Ama en önemlisi:

Bunları ne kadar farkında yaşıyorsun?

Çünkü çoğu zaman kimse büyük bir “ahlaksızlık planı” yapmıyor. Sadece küçük kolaylıklar seçiliyor.

İzmir’de hayat ve ahlak: biraz rüzgâr, biraz vicdan

İzmir’de yaşayınca insan biraz daha düşünceli oluyor. Deniz var, rüzgâr var, martı var… bir de insanın kendi iç sesi var.

Kordon’da yürürken bazen düşünüyorum:

“Ben bugün iyi bir insan mıydım?”

Sonra bir simit alıyorum, martıya bakıyorum, o an cevap gelmiyor.

Belki de mesele zaten cevap bulmak değil. Sormaya devam etmek.

Son bir iç ses: Fazla düşünme mi, yeterince düşünmeme mi?

Bazen arkadaşlarım diyor:

“Sen her şeyi çok düşünüyorsun.”

Haklı olabilirler.

Ama sonra aynı arkadaş:

“Abi yanlışlıkla mesajı yanlış kişiye attım…”

Ve işte orada tekrar “4 temel ahlaki değer nedir?” sorusu sessizce araya giriyor.

Çünkü hayat biraz böyle: ciddi kavramlar, komik hatalar ve arada bir gelen “ben ne yapıyorum?” hissi.

Ve belki de en doğrusu şu:

Mükemmel olmak değil, farkında olmaya devam etmek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://atomyazilim.com.tr https://bano.com.tr https://danna.com.tr Sitemap
ilbet casino