İSG Destek Personeli Sayısı Nasıl Belirlenir? Cesur Bir Tartışma
İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) destek personeli, işyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini minimize etmek için kritik bir rol üstleniyor. Ancak işin garip tarafı, bu personelin sayısının nasıl belirlendiği genellikle kafa karıştırıcı ve oldukça tartışmalı bir konu. Bugün, İSG destek personeli sayısının belirlenmesinin güçlü ve zayıf yönlerini cesurca irdelemeye karar verdim. İzmir’de yaşamam ve sosyal medyada aktif olmam, bu konuda zaten biraz “yıkıcı” bir yaklaşım geliştirmemi sağladı.
Evet, gerçek şu ki: İSG destek personeli sayısını belirlemek çok daha fazla kafa karıştırıcı bir mesele. Hem de sadece sayılarla değil, bu meselenin toplumsal sorumluluk ve etkinlik ile ilgili çok daha büyük bir sorusu var: Gerçekten, işyerlerinde bu kadar personel yeterli mi?
İSG Destek Personeli Sayısının Belirlenmesindeki Zorluklar
İSG destek personeli sayısının belirlenmesindeki temel sorun, genellikle tek bir standart üzerinden gitmeye çalışılmasında yatıyor. Birçok firma, yasal olarak belirlenen minimum sayı ile yetinmeye çalışıyor. Fakat şu soruyu sormadan edemiyorum: Yasal olan her şey doğru mu? Hayır, özellikle Türkiye’deki işyeri koşulları düşünüldüğünde, kanuni düzenlemeler bazen yalnızca kağıt üzerinde işliyor. Gerçek işyeri koşulları her zaman kanunun belirlediği şartlarla örtüşmüyor.
Örneğin, bir inşaat firmasında çalışan 200 işçiye tek bir İSG destek personeli atanması, sadece teorik olarak uygun olabilir ama pratikte mümkün değil. O zaman bu durumu nasıl açıklayacağız? Kanunlar ne kadar yeterli? Hangi koşullarda destek personelinin daha fazla olması gerektiği konusunda kim karar verecek? Yalnızca işyeri büyüklüğüne, tehlike sınıfına, sektörün riskine bakarak belirlenen standart bir sayı, yer yer ciddi eksiklikler yaratabilir. Her işyerinin dinamiği, sektörü, kullanılan teknoloji ve işyeri kültürü farklı; bu yüzden her birine özgü bir analiz yapılması gerekmez mi?
İSG Destek Personeli Sayısının Güçlü Yönleri
Tabii ki, belirli bir sistemle hareket etmekte de fayda var. İSG destek personelinin sayısını belirlemek, belirli standartlara dayandırılmalı ve bunu yaparken göz ardı edilmemesi gereken bazı güçlü noktalar bulunuyor.
1. Yasal Çerçeve: Güvenliği Temin Etme Zorunluluğu
Yasal olarak belirlenen sayıya uymak, işyerlerinde güvenliğin sağlanmasında önemli bir adım. Bir İSG uzmanının ve destek personelinin sayısının belirlenmesi, genellikle işyerlerinin güvenlik düzenlemelerine uyması açısından zorunludur. Bu, işverenlerin yasal yükümlülüklerini yerine getirmeleri için iyi bir mekanizma olabilir. Ne de olsa, İSG uzmanlarının ve destek personelinin görevleri, iş güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. O zaman, bu sayının ne kadar arttığına değil, hangi şartlarda arttığına bakmalıyız.
2. Risk Değerlendirmesi: İşyerine Özel Çözümler
İSG destek personelinin sayısını belirlerken yapılacak olan risk değerlendirmesi, oldukça değerli bir araçtır. İşyerindeki tehlike derecesi, çalışan sayısı, yapılan işin niteliği gibi etmenler göz önünde bulundurularak, ihtiyaca yönelik bir personel sayısı belirlenebilir. Bu değerlendirme, iş güvenliği açısından daha rasyonel ve etkin bir çözüm sunabilir.
İSG Destek Personeli Sayısının Zayıf Yönleri
İSG destek personeli sayısının belirlenmesindeki güçlü yönleri tartıştıktan sonra, şimdi de bu sürecin zayıf yanlarına bakalım. Çünkü işin sonunda rakamlar ne kadar doğru olursa olsun, insan faktörünü göz ardı etmek en büyük hatadır.
1. Standartlara Göre Belirlenen Sayılar Yetersiz Kalabilir
İSG destek personelinin sayısını belirleyen yasal standartlar, birçok durumda yeterli olmayabilir. Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili genel çerçeve her ne kadar belirli bir düzeyde olsa da, her işyerinin ihtiyaçları farklıdır. Riskli bir inşaat alanı ile ofis ortamındaki tehlikeler aynı değil. Bu yüzden standart sayılar çoğu zaman işyeri için gereksiz ya da yetersiz olabilir.
2. İSG Destek Personelinin Yüksek İş Yükü
Bir diğer sorun da, belirlenen sayının işyerinin büyüklüğü ve tehlike derecesine göre aslında çok düşük kalması. Örneğin, günde 8 saat boyunca yalnızca tek bir İSG destek personelinin sorumluluk taşıması, işyerindeki riskleri tam anlamıyla kontrol altına almak için yeterli olmayabilir. Bu personel, iş güvenliğini sağlamak için sürekli tetikte olmak zorunda kaldığında, çalışma verimliliği düşebilir. Hangi işyerine giderseniz gidin, aynı işi yaparken her İSG uzmanının bir “insan” olduğu gerçeğini unutmamalısınız. Yani, iş güvenliği uzmanı veya destek personeli çok fazla yük yüklenirse, verimlilikten çok, insan sağlığı zarar görebilir.
3. İSG Destek Personelinin Eğitimi ve Yetkinliği
Bir personel sayısı belirlerken, sadece sayılarla yetinmek ve “dört kişi yetersiz” demek yerine, personelin kalitesine ve eğitimine odaklanmak çok daha etkili olabilir. Yalnızca iş güvenliği uzmanı sayısı, işyerinde yapılan eğitimlerle, iş güvenliği kültürüyle ve çalışanların bilinçlenmesiyle pekiştirilmelidir.
Sonuç: Sayılar mı, Eğitim mi?
İSG destek personelinin sayısını belirlerken sadece sayılara bakmak, insanları birer istatistik gibi görmek demek oluyor. Ancak, her işyerinde güvenliği sağlayan bir insan olduğu unutulmamalıdır. Çalışanların sağlığı ve güvenliği için yapılan her türlü düzenleme, sadece sayılarla değil, eğitim ve bilinçle desteklenmelidir. Yasal düzenlemelere saygı duymak önemli ama her zaman her şeyin rakamlarla ölçülüp, somutlaştırılmaması gerektiğini de unutmamalıyız.
İSG destek personelinin sayısını belirlerken işverenlerin sadece yasal zorunlulukları yerine getirmekle kalmayıp, çalışanların gerçek güvenliğini sağlayacak bir sistem oluşturması gerektiği gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. O zaman belki de bu sayının çok daha yüksek olması gerektiğini düşünmek zorundayız, ne dersiniz?