İyimserlik ve Kötümserlik Ne Demektir? Kayseri’de Bir Günlüğün İçinden Gelen Hikâye
Sevgili Bismilotoekspertiz takipçileri, bugünkü yazımızda “İyimserlik ve kötümserlik ne demektir” konusuna odaklanıyoruz.
Bazen insanın hayatında öyle anlar olur ki, dışarıdan bakıldığında küçücük görünen bir olay, insanın içinde kocaman bir fırtına koparır. Ben de bunu Kayseri’de yaşadığım sıradan bir sonbahar gününde çok daha iyi anladım. O gün, hayatımın büyük kararlarından birinin eşiğinde duruyordum ve zihnimde sürekli aynı soru dönüp duruyordu: “Ben dünyaya nasıl bakıyorum?”
25 yaşındayım ve uzun zamandır günlük tutuyorum. Bazen birkaç cümleyle günü kapatıyorum, bazen de saatlerce içimde birikenleri yazıyorum. Çünkü yazmak bana kendimi anlamanın en sakin yolunu veriyor. İnsan bazen kendi sesini ancak kâğıda döktüğünde duyabiliyor.
O gün günlüğümün başına oturduğumda elim titriyordu. Çünkü büyük bir hayalimin peşinden gitmek için önemli bir adım atmış, fakat beklediğim cevabı alamamıştım. İçimde büyük bir hayal kırıklığı vardı. Bir yandan kendime kızıyor, diğer yandan yeniden ayağa kalkmak için küçük bir umut arıyordum.
İşte tam o noktada iyimserlik ve kötümserlik kavramlarının aslında sadece “olumlu düşünmek” veya “olumsuz düşünmek” olmadığını fark ettim. Bu iki bakış açısı, insanın yaşadığı olaylara verdiği anlamla ilgiliydi.
Hayallerimin Kırıldığı O Gün
Bir telefon mesajıyla değişen ruh hâlim
Kayseri’de o sabah hava oldukça soğuktu. Pencereden baktığımda Erciyes’in üzerinde duran beyaz bulutları izliyordum. İçimde garip bir heyecan vardı. Haftalardır beklediğim bir haberin geleceğini biliyordum.
Kendime kahve hazırladım, masama oturdum ve telefonuma baktım. Gelen mesajı gördüğüm anda kalbim hızla çarpmaya başladı. Fakat birkaç saniye sonra yüzümdeki heyecan yerini sessiz bir üzüntüye bıraktı.
Olumsuz bir cevap almıştım.
O an hissettiğim şey sadece bir reddedilme değildi. Sanki bütün emeğim, bütün geceler boyunca kurduğum hayaller bir anda değersizleşmiş gibi geldi. İçimde büyük bir boşluk oluştu. Kendime “Belki de yeterince iyi değilim” dediğimi hatırlıyorum.
Kötümserlik tam olarak böyle bir anda ortaya çıkabiliyor. Kötümser insan, yaşadığı olumsuz bir olaydan yola çıkarak geleceğin de aynı şekilde kötü olacağını düşünebilir. Ben de o gün birkaç saat boyunca tam olarak bunu yaptım.
“Bundan sonra hiçbir şey yoluna girmeyecek.”
“Ben zaten başarılı olamayacağım.”
“Belki de hayal kurmak gereksiz.”
Bu düşünceler kafamın içinde dolaşıp durdu.
Ama sonra günlüğümü açtım. Yıllardır yazdığım sayfaları karıştırmaya başladım. Geçmişte de buna benzer birçok an yaşadığımı gördüm. Kaybettiğim şeylerin ardından yeniden başladığım günleri hatırladım.
Ve o anda içimde küçük bir ışık yandı.
İyimserlik: Karanlığın İçinde Bir Yol Aramak
Olumsuzluğu görmezden gelmek değil, yeniden inanabilmek
İyimserlik benim için hiçbir zaman “her şey mükemmel olacak” demek olmadı. Çünkü hayatın gerçeklerini inkâr etmek, yaşanan zorlukları görmezden gelmek bana samimi gelmiyor.
Bence iyimserlik, zor zamanlarda bile bir çıkış yolu olduğuna inanabilmek demek.
O gün aldığım olumsuz cevap değişmedi. Gerçek hâlâ aynıydı. Bir fırsatı kaçırmıştım. Emeklerimin karşılığını hemen alamamıştım. Fakat bakış açımı değiştirdiğim anda hissettiklerim değişmeye başladı.
Kendime şunu söyledim:
“Evet, bugün istediğim olmadı. Ama bu benim bütün hikâyemin sonu değil.”
Bu cümle bana çok basit gelebilirdi. Fakat o anda içimde büyük bir rahatlama oluşturdu.
İyimser insanların farkı belki de burada ortaya çıkıyor. Onlar sorun yaşamayan insanlar değiller. Onlar da üzülüyor, kırılıyor ve hayal kırıklığı yaşıyor. Fakat yaşadıkları kötü deneyimi hayatlarının tamamına yaymıyorlar.
Ben de bunu öğrenmeye çalışıyorum.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey büyük bir mucize değil, sadece kendisine yeniden inanabileceği küçük bir cümledir.
Kötümserlik: Geleceği Korkularla Yazmak
Zihnimde büyüttüğüm küçük endişeler
O gün yaşadığım olay bana kötümserliğin nasıl hissettirdiğini de gösterdi. Kötümserlik bazen insanın içinde sessizce büyüyen bir korkuya dönüşüyor.
Bir hata yaptığımızda sadece o hatayı görmüyoruz. Kendimizi de o hatayla tanımlamaya başlıyoruz.
“Başaramadım” yerine “Ben başarısızım” demeye başladığımız anda içimizdeki umut azalıyor.
Benim de zaman zaman düştüğüm yer burası oluyor. Bir şey istediğim gibi gitmediğinde hemen en kötü ihtimali düşünüyorum. Gelecekle ilgili korkular oluşturuyorum.
Birkaç saat önce sadece bir fırsatı kaybetmişken, zihnimde bütün hayatımı kaybetmiş gibi hissediyorum.
Aslında kötümserlik de insanın kendisini koruma çabası olabilir. Çünkü bazen insan hayal kırıklığı yaşamamak için en baştan kötü sonuçlara hazırlanır. “Zaten olmayacak” dediğinde, olmazsa daha az üzüleceğini düşünür.
Ama bunun bedeli ağır olabiliyor.
Çünkü sürekli kötü ihtimalleri düşünen insan, karşısına çıkan güzel fırsatları da fark edemeyebilir.
Günlüğümde Yazdığım En Önemli Sayfa
Kendimle yaptığım küçük bir konuşma
O akşam yine günlüğümü açtım. Sayfanın en üstüne büyük harflerle şu cümleyi yazdım:
“Bugün kaybettim sandım ama aslında kendimi tanımayı öğrendim.”
Bu cümleyi yazarken gözlerim dolmuştu. Çünkü gün içinde yaşadığım duygular çok yoğundu. Önce heyecanlanmıştım, sonra büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Ardından umutsuzluğa düşmüş ve sonunda yeniden umut etmeye başlamıştım.
İnsan ruhu gerçekten çok değişken.
Bazen sabah dünyanın en güçlü insanı gibi hissederken, akşam kendimizi çok yalnız ve kırılgan bulabiliyoruz.
Ama belki de önemli olan hiç düşmemek değil. Düştüğümüzde kendimize nasıl davrandığımız.
O gün kendime kızmak yerine kendimi dinlemeyi seçtim.
“Üzülebilirsin.”
“Hayal kırıklığı yaşayabilirsin.”
“Ama yine de devam edebilirsin.”
Bu sözler bana çok iyi geldi.
Kayseri Sokaklarında Öğrendiğim Bir Gerçek
Her insan kendi bakış açısını taşır
Birkaç gün sonra Kayseri’de yürüyüşe çıktım. Hava yine soğuktu ama içimde farklı bir his vardı. Aynı şehir, aynı sokaklar, aynı insanlar…
Fakat ben değişmiştim.
İnsan bazen dış dünyayı değiştiremediği hâlde kendi içindeki bakışı değiştirebiliyor.
Yolda yürürken insanların yüzlerine baktım. Herkesin kendi hikâyesini taşıdığını düşündüm. Kiminin büyük umutları vardı, kiminin görünmeyen mücadeleleri.
Bir insanın iyimser ya da kötümser olması, sadece karakter meselesi değildi. Yaşadıkları, öğrendikleri ve kendisine anlattığı hikâyeler de bunda büyük rol oynuyordu.
Ben kendi hikâyemi nasıl anlatacağıma karar vermem gerektiğini fark ettim.
Yaşadığım başarısızlığı “benim sonum” olarak görebilirdim.
Ya da “bana yeni bir şey öğreten bir deneyim” olarak değerlendirebilirdim.
İşte iyimserlik ve kötümserlik arasındaki fark bana göre tam burada ortaya çıkıyor.
İyimser Olmak Her Zaman Mutlu Olmak Değildir
Gerçek duygularla umut arasında denge kurmak
Bazen insanlar iyimser olmayı sürekli mutlu olmak gibi düşünüyor. Fakat benim öğrendiğim şey şu oldu: İyimser insanlar da üzülür.
Ben o gün çok üzüldüm.
Hayal kırıklığı yaşadım.
Kendimi sorguladım.
Hatta bir süre hiçbir şey yapmak istemedim.
Ama bütün bunlara rağmen içimde küçük bir umut taşıdım.
Çünkü umut, hiçbir sorun yokmuş gibi davranmak değildir. Sorunların içinde bile yeniden başlayabileceğine inanmaktır.
Bence gerçek iyimserlik budur.
Hayatın zor olduğunu kabul edip yine de yürümeye devam edebilmek.
“İyimserlik ve kötümserlik ne demektir” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Bismilotoekspertiz olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.
Kendi Hikâyemden Çıkardığım Ders
Bugün geriye dönüp o güne baktığımda, aldığım olumsuz cevabı artık eskisi kadar büyük görmüyorum. Çünkü o olay bana önemli bir şey öğretti.
İnsan bazen istediği kapının kapanmasına üzülür ama başka bir kapının açılabileceğini unutur.
İyimserlik ve kötümserlik aslında hayatımızdaki olaylardan çok, o olaylara verdiğimiz anlamlarla ilgilidir.
Aynı yağmura bakan iki insan farklı şeyler hissedebilir. Biri sadece gri gökyüzünü görür, diğeri toprağın yeniden canlanacağını düşünür.
Ben hâlâ zaman zaman kötümser düşüncelere kapılıyorum. Çünkü insan olmak biraz da böyle bir şey. Korkularımız var, endişelerimiz var, geçmişten gelen yaralarımız var.
Ama artık kendime şunu hatırlatıyorum:
Bir gün kötü geçti diye bütün hayat kötü olmak zorunda değil.
Bir hayal gerçekleşmedi diye bütün hayaller bitmez.
Bir kapı kapandı diye yolun sonuna gelinmez.
Kayseri’de tuttuğum o günlük sayfası bana bunu öğretti. İyimserlik, hayatın kusursuz olduğuna inanmak değil; kusurların içinde bile devam edecek gücü bulabilmek.
Kötümserlik ise bazen bizi korumaya çalışan bir ses olabilir, fakat o sesin hayatımızı yönetmesine izin vermemek gerekir.
Çünkü insanın içindeki umut, en zor zamanlarda bile yolunu bulabilecek kadar güçlüdür.